Dinimizde Güzel Ahlak ve Görgü Kuralları

DİNİMİZDE GÜZEL AHLAK VE GÖRGÜ KURALLARI

 1. DİNDAR OLMAK GÜZEL AHLAKLI OLMAYI GEREKTİRİR

Her din kötülüğü yenmek, iyiliği egemen kılmak için gelir. Bunun için bireylerin güzel ahlaklı olmalarını ister. Bireyleri ahlaklı olan toplumlar da ahlaken yücelirler. Bu bakımdan dindar olmak güzel ahlaklı olmayı gerekli kılar.
İslamiyet’in bütün buyrukları, öğütleri, insanın kötü davranışlardan kurtulmasını amaçlar. Güzel huylarla bezenmek için kişinin içgüdülerine hakim olması gerekir. Bunun yolu ise iradeyi güçlendirmektir. İslam dini, insana, kendisini kolayca kontrol altına alabilmenin yollarını göstermiştir.
Güzel ahlaklı olabilmek için öncelikle kuvvetli bir imana sahip olmalı, özümüzle sözümüz bir olmalıdır. Yalan söylememeli, olduğumuzdan farklı görünmeye çalışmamalıyız. Bundan dolayı Kuran’da “Ey inananlar! Yapmadığınız şeyi niçin yaptığınızı söylüyorsunuz?” buyrulmaktadır. Güzel ahlak peygamberimizin ahlakıdır. ”Güzel ahlak, insana verilen nimetlerin en iyisidir. ”
2. DİN, GÜZEL AHLAKLI OLMAMA NASIL KATKI SAĞLAR?
Din, ahlaklı olmak yolunda bizi teşvik eder. Çünkü dindar bir insan için ahlak kuralları aynı zamanda Allah’ın buyruklarıdır. Bu sebepten dindar insan, ahlaki görevlerini yaparken aynı zamanda sevap da kazanır; ahlak kurallarını çiğnemesi halinde de günah işler. Böylece din ahlaka kuvvetli bir yaptırım gücü sağlar.
Din aynı zamanda peygamber vasıtasıyla insanlara canlı, güzel ahlaklı bir insan örneği de gösterir. insanlar güzel ahlaklı insanın nasıl olması gerektiğini peygamberlerin davranışlarından kolayca öğrenebilir. Güzel ahlaklı olabilmek için her konuda peygamberimizi örnek almak, insana büyük bir kolaylık sağlar.
2.1. Dinim Benden Güvenilir insan Olmamı İster
Dinim benden güvenilir bir insan olmamı ister. insanlara örnek olarak gönderilen peygamberimiz, bütün insanların güvendiği bir insandı. Bu sebepten ona “Güvenilir Muhammed” anlamına gelen “Muhammedü’I-Emin” adı verilmiştir.
Dinimizin adı İslam’dır. İslam’a inanan insana Müslüman denilir. Peygamberimiz Müslüman’ı ”Elinden ve dilinden başkalarının güvende olduğu kimse.” 1 şeklinde tarif ederek nasıl olmamız gerektiğini belirtmiştir Ben de güvenilen bir insan olduğum zaman, dinimin istediği gibi bir Müslüman olmuş olurum.
2.1.1 Üzerime Düşen Görevleri Yaparım
Doğadaki her şey bir düzene göre yaratılmıştır ve hepsinin bir görevi vardır. insan da aynı düzenin bir parçasıdır ve onun da görev ve sorumlulukları vardır. insanın diğer varlıklardan üstün bir yanı bulunmaktadır. Diğer varlıklar, insan gibi akıllı olmadıkları için, üzerlerine düşen görevleri içgüdüleri ile yapmaktadırlar. insan ise,
görevlerini aklını kullanarak yerine getirmektedir. Güvenilir insan olabilmek için, üzerimize düşen görevlerimizi eksiksiz yerine getirmemiz gerekir. Ben de görevlerimi her zaman eksiksiz yerine getirmeye çalışırım.
2. 1.2 Verdiğim Sözde Dururum
Güvenilir insan olmanın gereklerinden birisi de verilen sözde durmaktır .Ben de
her zaman verdiğim sözde durmaya çalışırım.
Dinimiz, verilen sözde durmaya çok önem vermiştir. Bir antlaşma yaptığımız zaman ona uymamızı, bir söz verdiğimiz zaman gereğini yapmamızı emretmiştir. Dinimizin en önemli amacı, insanların mutlu ve huzurlu olmalarını sağlamaktır.
Yüce Allah Kuranıkerim’de bu konuda: ”Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluğu gerektirir. ” 2, ”Ey iman edenler! Yaptığınız sözleşmeleri yerine getirin!” buyurmaktadır .
2. 1.3 Emanete ihanet Etmem
Emaneti korumak, insan olmanın bir gereğidir. Kendilerine güven duyulan insanlar , emanetleri titizlikle korurlar .Peygamberimiz emanete ihanet eden kişinin olgun bir insan olamayacağını bildirmek üzere;
”Bir Müslüman’a ihanet eden kişi, bizden değildir.”4 buyurmuştur.
Toplumun huzur ve mutluluğu, insanlar arasındaki güven duygusunun varlığına bağlıdır. Emanete ihanet eden, iki yüzlü davranan insanların oluşturduğu toplumda birlik ve beraberlikten söz edilemez.

 

 

2.1.4 Kötülüğe Yaklaşmam 

Dinin istediği gibi güvenilir bir insan olabilmek için her türlü kötülükten uzak durmalıyım. Çünkü kötülük yapmayı alışkanlık haline getirilen insanlar, güvenilmeyen insanlardır.
Dinimizde iman esasları; insanı, iyilikleri işlemeye, kötülüklerden kaçınmaya ve görevlerini yerine getirmeye teşvik eder. ibadetler ise; insanı ahlaken olgunlaştıran, kötülüklerden uzaklaştıran birer araç gibidir. Çünkü ibadet ederek kötü arzuları yenmeye alışırız. Böylece kötülüklerden uzaklaşırız.

 

 

2.1.5 Hiçbir Konuda Doğruluktan Ayrılmam
Doğruluk, kişinin işine, sözüne ve düşüncesine yalan, yanlış, hile karıştırmaması demektir. Bu anlamda doğruluk; insanın içi ile dışının, özü ile sözünün bir olması demektir. Söyledikleriyle yapıp ettikleri arasındaki uyumun adı, kısaca doğruluktur.
Dinimiz her zaman doğru ve doğrudan yana olmamızı istemektedir. Yalan söylemeyi, ölçü ve tartıda hile yapmayı, iftira atmayı, yalan yere şahitlik etmeyi yasaklamaktadır.
Ben de hiçbir konuda doğruluktan ayrılmamaya çalışırım. Yüce Allah’ın istediği gibi, kendisine güvenilen bir insan olmaya gayret ederim.
2. 1.6 Kimsenin Arkasından Konuşmam
insanların arkasından konuşmaya dinimizde gıybet adı verilir. Gıybet insanların hoşlanmayacağı şeyleri arkalarından söylemektir. Bu çok kötü bir huydur.
insanların arkasından konuşmak, iki yüzlü davranmaktır. Arkasından konuştuğu insanın yüzüne bir şekilde davranır, arkasından başka bir şekilde davranır. Bu ise doğruluktan ayrılmak demektir.
Kuranıkerim insanların arkasından konuşmayı kötü görmekte, tiksindirici bulmakta ve bundan sakınmamızı istemektedir. Herkesin güvenini kazanmış olan peygamberimiz de hiç kimsenin arkasından konuşmamıştır. Ben de insanların arkalarından konuşmamaya özen gösteririm. Çünkü arkamdan konuşulmasını istemem.
2.1.7 Kıskançlıktan, Yalan ve İftiradan Kaçınırım
Kıskançlık, insanı içten içe kemiren çok kötü bir huydur. Kıskanç kişi aslında kendisini küçük düşürür, kendisine zarar verir. Çünkü bu gibi insanlarla kimse dostluk ve arkadaşlık kurmak istemez. Bu sebepten yalnız kalırlar. Kıskançlık, insanları saldırgan yapar, kıskandığı kimseye çeşitli zararlar vermesine yol açar.
Kuranıkerim, kıskançlılığı reddeder. Dinimiz, insanlar arasında sevgi ve saygıya dayalı bir kardeşlik ortamı oluşturmayı hedefler. Kıskançlık, insanları birbirine düşürür, kardeşlik bağlarını zedeler. Peygamberimiz:
“Birbirinize hiddetlenmeyin, birbirinize haset edip kıskanmayın. Birbirinize arka çevirmeyin. Ey Allah’ın kullan, kardeş olun.” sözüyle kıskançlığın kötülüğüne açık bir şekilde işaret etmiştir .
Dinimiz, kişiye ve topluma bu kadar zararlı olan bir davranışa izin vermez. Allah, insanları yalandan kaçınmaya ve doğru olmaya çağırmıştır. Bunlarla ilgili olarak Kuran’da çok sayıda ayet vardır. işte bunlardan iki örnek:
”. ..Yalan sözden kaçının!”
”. ..Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”
Yüce Allah, insanlardan doğru olmalarını, yalandan uzak durmalarını istemektedir. insanın aleyhine bile olsa, doğruluk ve adaletten ayrılmamak gerekir. Kuran bunu şu cümlelerle çok açık bir şekilde dile getirir.
”Ey iman edenler! Kendinizin, ana, babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için doğruyu söyleyen şahitler olun ve haktan yana olup adaleti yerine getirmeye çalışın. Hak ve adalet konularında heveslerinize uymayın…”
”Peygamberimiz de doğruluğa sarılmayı emreder, yalanın kötülüğe, kötülüğün ise cehenneme götüreceğini bildirir. ” Bu demektir ki insan, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirirse kötülüklere yakın olur. Bunun sonucunda da cezalandırılır.
iftira, kelime anlamıyla kasıtlı ve asılsız suç yükleme, kara çalma anlamına gelir; bu da bir kimseyi yapmadığı bir kötülükle suçlamak demektir. iftira etmek, çok kötü bir davranıştır. Ne insanlığa ne de Müslümanlığa sığar.
iftira edenler kötülüğe alet olurlar. iftira etmek, aynı zamanda kul hakkı yemektir. Kul hakkı yiyenler, mutlaka cezasını görürler. Yani insanlara haksız yere kötülük edenler daha sonra yaptıklarının karşılığını bulurlar. Ayrıca iftiracı kimselere asla güvenilmez. Kuran iftirayı hoş görmediğini şu şekilde açıklar:
“Mümin erkeklerle mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve bir günah yüklenmişlerdir. ”

 

 

2. 1.8 Başkalarını Hor Görmem
Başkalarını hor gören insanları kimse sevmez. Toplumda sevilen, güvenilen insanlar, başkalarını hor görmeyen insanlardır. Başkalarını hor gören kişiler, kendilerinde büyüklük gören insanlardır. Bir insanın kendisini üstün görmesi başkalarını hor görmesini sebep olur. Bu kaçınılması gereken bir kötülüktür.
Yüce Allah, başkalarını hor gören insanları sevmediğini şu şekilde bildirir: “insanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah,
kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez. ”
2.2.2. Dinim, Kendini Geliştiren Bir İnsan Olmamı ister
Dinin özü güzel ahlaktır. Güzel ahlaklı olmak her zaman iyiliğe yönelmek, kötülüklerden kaçınmakla mümkün olur. Güzel ahlak sahibi olan insanlar, güvenilir insanlardır. Çünkü bu insanlardan kimseye bir zarar gelmez.
insanın güvenilir bir kişi olabilmesi için, alanıyla ilgili gelişmeleri izlemesi gerekir. Gelişmeleri izlemeyen insanlar kendilerini geliştiremezler. Kendilerini geliştiremeyen insanlar ise yaşadıkları çağa ayak uyduramazlar. Yaşadıkları çağa ayak uyduramayan insanlar, çağın gerisinde kalırlar, çağdaşları arasında yer bulamazlar. Sonuçta yok olup giderler .Bu sebepten dinim benden, kendini geliştiren bir insan olmamı ister.
2.2.1 Allah, Öfkemizi Yenmemizi ister
Öfke; engelleme, incinme ya da gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık halidir. Çabuk öfkelenen, öfkesini yenemeyen insanlar, aşırılığa kaçarlar, saldırgan olurlar. Saldırgan kişiler etrafındaki insanlara güven vermezler, kalıcı arkadaşlık ve dostluklar kuramazlar.
Allah peygamberimizi örnek almamızı istemiştir. Onu örnek almamız, onun gibi öfkemizi yenmemiz, yumuşak huylu olmamız demektir. Peygamberimiz, öfkesini yenen, yumuşak huylu olan insanı, baş pehlivanlardan daha güçlü bir insan olarak tanıtır: ”Güçlü insan; güreş meydanlarında başkalarını yenen değil, öfkelendiğinde kendine hakim olandır.” 1 buyurur.
2.2.2 Allah, Hatasından Dönmek isteyenlere Doğru Yolu Gösterir
işlediği bir günah ya da suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar vermeye tövbe etmek denir. Allah, samimi olarak tövbe eden herkesin günahını affeder. Yeter ki insan, pişman olup af dilesin. Bunun gibi yanılıp yanlış yola sapanlara Allah fırsat verir, hatalarını anlayıp af dilemeleri için açık kapı bırakır.
Allah, hatasından dönmek isteyenlere yardım eder, onlara doğruyu gösterir. Fatiha suresinde Allah’ım Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin yoluna eriştir. ” şeklinde dua etmemizi ister .
2.2.3 Zorluklarla Baş Etmesini Bilirim
Dinimin istediği anlamda kendini geliştiren bir insan olabilmek için zorlukların üstesinden gelmem gerekir .
insan hayatta karşılaştığı zorluklarla, sıkıntılarla baş etmesini öğrenmelidir. Karşılaştığı zorlukların üstesinden gelemeyen insanlar, başarılı olamazlar. Başarılı olabilmek için karşılaştığımız olumsuzluklara karşı sabırlı olmamız gerekir.
Zorlukların üstesinden gelebilmek için başka insanlarla yardımlaşmak da gerekir. Bundan dolayı başkalarıyla iş birliği yapamayan, yalnız kalan insanlar zarar görürler.
Zorluğu yenmenin yolu, onun üzerine gitmektir. Bunun için insanın hem kendini yetiştirmesi hem de kendine güvenmesi gerekir. Bir de insan kararlı ve azimli olmalıdır. Zorluktan kaçanlar, başarılı olamazlar.
2.2.4 Davranışlarımda Doğru Bilgiye Dayanırım
insanın bilinçli yaptığı her davranışı bir bilgiye dayanır. Doğru davranışlarda bulunabilmek için her zaman doğru bilgilere sahip olmak gerekir.
Allah, bizim daima doğru bilgiye dayanmamızı ister. Kötü niyetle uydurulan sözlere uymamayı tavsiye eder .Çünkü doğru bilgiye dayanmayanlar , kolayca kötülük işleyebilirler. Bu sebepten güvenilmez, günahkar (fasık) bir insanın getirdiği haberlerin aslını araştırmamızı istenir:
”Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize yanarsızın.” 1
2.2.5 Görgü Kurallarına Uyarım
Görgü kuralları insan ilişkilerini düzenler, nerede nasıl davranılması gerektiğini öğretir. Bunlar, toplumun iyi ve güzel kabul ettiği kurallardır. Görgü kurallarının oluşmasında o toplumun dininin, ahlakının, gelenek ve göreneklerinin etkisi büyüktür.
Görgü kuralları, insanlar arası ilişkileri düzenler. Bu sebepten çok çeşitli alanları kapsar. Bunlar; misafirlik, yemek, yolculuk, kılık kıyafet ve konuşma ile ilgili kuralıları kapsayabilirler. Bu konularda toplumunuz tarafından kabul edilmiş olan görgü kurallarını şu şekilde açıklayabiliriz:

 

2.2.5.a. Misafirlik
Misafirlikte uyulması gereken bazı görgü kuralları vardır. Misafirliğe gitmeden önceye ait görgü kurallarının bir kısmı şu şekilde ifade edilebilir: Gidilecek yere veya kişiye önceden haber vermek, temiz ve düzgün giyinmek, buyur edilmeden içeriye girmemek, kapıyı açana güler yüzle selam vermek.
Misafirlikte uyulması gereken görgü kuralları ise; gösterilen yere oturmak, güler yüzlü olmaya özen göstermek, yapılan ikramları geri çevirmemek ve beğenmezlik etmemek, ayrılırken teşekkür etmek, ev sahibini rahatsız etmemeye özen göstermek gibi kurallardır.
2.2.5.b. Yemek Yerken
Yemek yerken uyulması gereken görgü kurallarına “yemek yeme adabı” da denilmektedir. Yemeğe otururken eller yıkanmalı, yemeğe “besmele” ile başlanmalı, ağza büyük Iokma alınmamalıdır. Ağızda yemek varken konuşmamalıdır. Yemekten kalkmadan önce Allah’a dua etmeli, yemekten sonra eller yıkanıp dişler fırçalanmalıdır.

 

2.2.5.c. Yolculukta
Yolculuğa çıkarken giyeceklerin temiz olmasına dikkat etmeliyiz. Yolculuk uzun sürecekse yedek giysiler almalıyız. Yolculuk sırasında başkalarını rahatsız edecek şekilde konuşup şakalaşmamalıyız. Hasta, yaşlı ve çocuklu kadınlara yer vermeliyiz. Başkalarını rahatsız edici kokular sürünmemeli, soğan, sarımsak gibi kokan şeyler yememeliyiz. Sürücülerin dikkatini dağıtacak davranışlardan kaçınmalıyız.
2.2.5.d. Kılık Kıyafette
Kılık-kıyafette en önemli görgü kuralı, temiz ve ölçülü giyinmektir. Allah, sevgili peygamberimizden, elbiselerinin temizliğine dikkat etmesini istemiştir.
Kılık-kıyafette temizlik yanında, düzgünlük ve sadelik de önemlidir. iyi giyinmek pahalı giyinmek değil, temiz, sade ve uyumlu giyinmektir.
2.2.5.e. Konuşmalarda
Konuşma konusunda da uyulması gereken görgü kuralları vardır. ”Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözü, bu kurallardan birini dile getirmektedir. insan, konuşmalarında tatlı dilli, güler yüzlü olmalıdır. Kırıcı, sert ve anlaşılmaz konuşmalardan kaçınmalıdır.
Konuşma kurallarına uymak için başkalarının sözünü kesmemeli, söz istemeden konuşmaya başlamamalıyız. Büyüklerle konuşurken saygılı olmalı, konuşmalarda gıybet ve dedikodu yapmamalıyız. Övgü ve yergide ölçülü olmalı, kedimize söylenmesini istemediğimiz bir sözü başkalarına söylememeliyiz.
Konuşmayla ilgili bir atasözü, çok ölçülü ve dikkatli konuşmayı ister: ”Dil dokuz boğumdur, boğ boğ söyle!” Yusuf Has Hacib, Kutadku Bilig adlı eserinde şöyle der: ”Başın süsü yüz, dilin süsü söz, yüzün süsü gözdür.”
2.2.6 Savurganlıktan Kaçınırım
Kendimizi geliştiren bir insan olabilmemiz için, harcamalarımızda aşırılıktan kaçınıp ölçülü olmamız gerekir. insanın malını. mülkünü ve parasını ölçüsüzce, yerli yersiz harcamasına savurganlık denir. Savurganlığın bir adı da israftır.
Savurganlık sadece malda, mülkte, parada yapılmaz. Zaman ve sağlık savurganlığı da vardır. Zamanını boşa harcayan kişi de zamanı israf eder. Bunun gibi sağlığına dikkat etmeyen, içki, kumar ve benzeri alışkanlıklarla sağlığını bozan kimse de sağlığını israf eder.
Dinimiz malların korunması için savurganlığı yasaklar. Savurganlığın zararı kişinin kendisi ile sınırlı kalmaz; aileye, çevreye ve topluma kadar uzanır. Savurganlık, ülkeye ve ulusa zarar verebilecek boyutlara ulaşabilir. Örnek olarak bilinçsizce ormanları tüketenler, ulusal serveti boşuna harcamış olurlar. Ulusal serveti gelişi güzel harcayanlar, ulusu gelirsiz bırakırlar.
Kuranıkerim savurganlık yapmamızı şu şekilde yasaklar:
“Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman

 

 

 

Peygamber Efendimiz (sav)’in Güzel Ahlakla İlgili Sözleri

“ Allah’a takva ve güzel ahlak.” (En ziyade neyin insanları cennete sokacağını soruyorlar.)

(Tirmizi, Birr 62, kutub-ı sıtte, 16. Cilt , sf. 329)

Ruhumu kudret altında tutan Allah’a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer.

Tirmizi; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.792
Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder”

G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 15/9

İmanın kemali, güzel ahlakladır.

G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 344/4

Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi.

(Hz.İbni Abbas r.a.) Ramuz el-Hadis s.215

“Sizler insanları mallarınızla memnun edemezsiniz, onları güzel yüz ve güzel huyla hoşnut edersiniz.”

Bezzar, Ebu Yala, Taberani; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111

“Allah Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü kişiyi sever.”

Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,, s.444

 

 

AHLAK İLE İLGİLİ AYETLER

BAKARA SURESİ

129 – Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensin.

151 – Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.

172 – Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredin, eğer yalnız O’na kulluk ediyorsanız.

232 – Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde, kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp, engellemeyin. İşte bu, içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere verilen bir öğüttür. Bu, sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsiniz. 

AL-İ İMRAN SURESİ

77 – Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.

164 – Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.

NİSA : 49 – Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez.

ENFAL : 53 – Bu, Allah’ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten, herşeyi bilendir.

TEVBE : 103 – Onların mallarından sadaka al ki, onunla kendilerini temizlersin, tertemiz edersin. Bir de haklarında hayır dua et. Çünkü senin duan kalblerini yatıştırır. Allah işitendir, bilendir

KEHF SURESİ

19 – Onları bir mucize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandırdık da içlerinden bir sözcü şöyle dedi: “Ne kadar durup kaldınız?” (Kimi) “Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık” dediler. (Kimi de) şöyle dediler: “Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi, bu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size azık getirsin. Hem çok dikkatli davransın ve sizi kimseye sezdirmesin.”

74 – Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: “Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın” dedi. 

MERYEM : 19 – Melek: “Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim” dedi.

TAHA : 76 – Adn cennetleri vardır ki, altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Ve işte bu, (küfür ve isyandan) arınanların mükafatıdır. Meâl-i Şerifi 

NUR SURESİ

21 – Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat Allah, dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir.

28 – Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün!” denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah, yaptığınızı bilir.

30 – (Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.

 

 

FATIR : 18 – Hem günah çeken bir kimse, başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah’adır.

CUMA’A : 2 – O’dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allah’ın âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderdi. Oysa onlar, önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler.

KALEM : 4 – Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.

ABESE : 3 – Ne bilirsin, belki o temizlenecek?

ABESE : 7 – Onun temizlenmemesinden sana ne?

ŞEMS : 9 – Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.

LEYL : 18 – O ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir

ALAK SURESİ

6 – Hayır! Doğrusu (kâfir) insan azgınlık eder.

7 – Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için.

8 – Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.

 

Yorum yapabilir , ya da geri bildirim yapabilirsiniz.

Yorum Yapmak İster Misiniz?