Hz. Muhammed’in Kolaylaştırıcılığı, Hz. Muhammed’in Hoşgörüsü, Hz. Muhammed’in Sabrı ve Kararlılığı

Ana Sayfa » HZ. MUHAMMED (S.A.V.) HAYATI » Hz. Muhammed’in Kolaylaştırıcılığı, Hz. Muhammed’in Hoşgörüsü, Hz. Muhammed’in Sabrı ve Kararlılığı
Ekleyen
: kademeliegitim.com
Ekleme Tarihi
: 13 Ocak 2013
Indirilme Sayisi
: 4.705
Benzer Icerikler

Hz. Muhammed’in Kolaylaştırıcılığı:

Peygamberimiz her konuda insanların yükünü hafifletmeye çalışmış, onları insana zor gelen ağır yükümlülüklerle sorumlu tutmamıştır. Aslında İslam’ın metodu da budur. İslam dini kolaylık dinidir. İslam’daki ibadet ve sorumluluklar normal bir insanin kolaylıkla yapabileceği türdendir; ağır ve karmaşık değildir. Bu ibadetler içinde ayrıca çeşitli zorluklar karsısında bazı kolaylıklar tanınmıştır. Uzun yolculuklarda namazın kısaltılması, orucun kazaya bırakılabilmesi gibi…

Peygamberimizin kolaylaştırıcı misyonuna Kuranıkerim’de söyle değinilmektedir:“İste o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber’e inanıp ona saygı gösteren, ona yardim eden ve onunla birlikte gönderilen nura (Kuran’a) uyanlar var ya, iste kurtuluşa erenler onlardır.” (Araf 157)

Ayette sözü edilen ağırlıklar ve zincirler, önceki toplumlara emredilen bazı ağır yükümlülüklerle, insanların kendiliklerinden icat ettikleri ruhbanlık uygulamalarıdır.
Peygamberimiz ruhbanlığı yasaklamış, bu konuda eğilim gösterenleri uyarmıştı. Örneğin ashaptan bazıları etli yemek yememek, kadınlarla evlenmemek ve sürekli oruç tutmak konusunda Peygamberimizden izin istemişlerdi. Amaçları ruhani bir hayat yasamak, bu dünyadan tamamen uzaklaşmaktı. Peygamberimiz onların bu istekleri geri çevirmiş ve kendi hayatini örnek vererek ona göre davranmalarını istemiştir.

Peygamberimiz bir konuda iki seçenek arasında kaldığında, toplumu için kolay olanı seçerdi. Bir keresinde namaz kıldırmaktaydı. Arka saflardan bir çocuğun ağlaması duyuldu. Bunun üzerine namazı kısa tuttu. Yine bir gün bazı insanlar gelerek imamlarının namazı çok uzun kıldırdığından şikayet ettiler. Peygamberimiz imama: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin” dedi.

Peygamberimiz “İslerin en hayırlısı orta yol tutmaktır” derdi. Ramazan dışında bazı günler oruç tutar, bazı günler tutmazdı. Herhangi bir konuda kendisinden izin isteyenlere mümkün olduğunca esnek davranır, gönüllerini hös tutardı. Peygamberimiz söyle derdi:

“Bakin, ben Allah’a hepinizden daha saygılıyım. Bununla birlikte oruç tuttuğum günler de olur, tutmadığım günler de… Namaz da kılarım, uyku da uyurum. Kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden yüz çevirmiş olur.”

Peygamberimiz bu sözüyle su mesajı vermek istemiştir:

Ticareti, ev hayatini, insan iliksilerini, kazanç elde etmeyi tümden terk ederek kendinizi dünyadan soyutlayıp bir kösede namaz ve Allah’ı anmakla uğraşmanız doğru değildir. Allah’ın sizden istediği de bu değildir. Allah’ın size emrettiği ibadetleri yerine getirin. Alışverişinizi helal bir şekilde yapın, kazancınızı temin edin, insanlarla adaletli ve hoşgörülü bir şekilde iliksi içinde bulunun, uykunuzu düzenli uyuyun. Ailenizi meşru bir şekilde kurun ve güzelce yürütün. Hak ve adalete dikkat ettiğiniz sürece yaptığınız her isten, her çalışmadan sevap kazanırsınız

Hz. Muhammed’in Hoşgörüsü: Hz. Muhammed hoşgörülüydü. Arkadaş arma da hoşgörülü olmalarını öğütlerdi. “Hoşgörülü ol ki hoş görülesin.” (Ahmet bin Hanbeli, Müsned, I, 248)Kuranıkerim’de Allah, Hz. Peygamber’e başka insanlara karşı yüce gönüllü ve hoşgö­rülü davranmasını öğütlerdi. “Affedici ol, iyiliği emret, cahillere aldırış etme.” (7/Arâf suresi, 199)

Hz. Muhammed, bütün insanlara karşı şefkat ve merhamet doluydu. Düşmanların ken­disine ve ailesine yaptıklarım intikam nedeni olarak görmezdi. Kuranıkerim’de bu konuda şöyle buyrulur: “…Yine de sen onları affet, aldırma, çünkü Allah güzel davrananları sever.”

(5/Mâide suresi, 13)  

Hz. Muhammed’in hoşgörüsüne en güzel örneklerden biri Mekke’nin fethi sırasında ya­şanan olaydır. Mekke’de iken Kureyşliler ona her türlü kötülüğü yaptılar. Fakat o, binlerce kişi­lik ordusuyla Mekke’ye muzaffer olarak girdiğinde bile hiç kimseden intikam almadı. Kabe önünde toplanan halka yüksek sesle, “Ey Kureyş topluluğu! Benden ne umuyorsunuz? Size nasıl davranacağımı sanıyorsunuz?” diye sordu. Onlar, “Hayır bekleriz, sen soylu bir dost ve kardeşsin.” dediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed, “Bugün ben size Yusuf peygamberin kardeşlerine dediğini diyeceğim. Size hesap sormak yok, hepiniz serbestsiniz, evlerinize gidiniz.” dedi. Mekkelilerin hepsini affetti.

Ebu Cehil’in oğlu İkrime, babası gibi Müslümanlara ve Hz. Muhammed’e karşı en fazla düşmanlık yapanlar arasındaydı. Yaptıkları nedeniyle Mekke’nin fethi sırasında korkup kaçtı. Karısı Müslüman oldu ve Hz. Muhammed’e gelerek İkrime’nin affını istedi. Hz. Muhammed İkrime’yi affetti. İkrime daha sonra gelip Müslüman oldu. O da İkrime’nin Müslüman olmasına çok sevindi.

Hz. Muhammed insanların inançlarına da saygı gösterirdi. Medineli Yahudiler ve Necranlı Hıristiyanlar inançları doğrultusunda rahatlıkla yaşamışlardır. Müslümanların dışındaki diğer insanların dinlerini hoşgörü ile karşılama prensibi Hz. Muhammed’in ölümünden sonra da titizlikle korunmuştur.

Hz. Muhammed’in Sabrı ve Kararlılığı:

Hz. Muhammed sabırlı bir insandı. Yaşamı boyunca bütün gücüyle İslâm dinini yaymak için çaba harcadı. Bunun sonucunda kısa sürede yüzlerce kişi Müslüman oldu.

Hz. Muhammed İslâm dinini yaymak için durmaksızın çalışmış, inanmayanların baskı ve zulümlerine göğüs germiş, asla ümidini kaybetmemiş ve aceleci olmamıştır. İnanmayanlar var güçleriyle saldırıya geçtikleri hâlde onu yıldıramamışlardır. O, tüm engellere karşı koymuş, sonuçta başarıya ulaşmıştır.

Bu konuda nasıl hareket etmesi gerektiğini Allah Kuran’da şöyle belirtir: “(Ey Muhammed!) O hâlde sen de peygamberlerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi sab­ret…” (46/Ahkaf suresi, 35)

Hz. Muhammed çocuklarının ölümünü de sabırla karşılamıştır. Hz. Fatma dışındaki bütün çocukları kendisinden önce, öldüler. O, bu ölümlerin hepsini sabırla karşıladı. Onların Allah’ın birer emaneti olduğunu ve zamanı gelince emanetlerin sahibine döneceğini söylerdi. Sevgi ve merhametinden dolayı gözlerinden yaşlar süzülürdü

Medineli Müslümanlarla görüşen Hz. Muhammed hicret hazırlıkları yapıyordu. Bu es­nada Mekkelilerin Müslümanlara yaptığı işkenceleri onlara anlatınca Medineliler, “İstersen sa­vaşalım,” dediklerinde o, henüz savaşa izin verilmediğini ve bu durumlara sabretmeleri ge­rektiğini söyledi (Hz. Muhammed ve Hayatı, s. 181).

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

*

İlgili Terimler :